Son zamanlarda sınıfa girdiğimde gözlerde aynı soruyu görüyorum:
“Hocam, yapay zekâ bu kadar hızlıyken bizim yaptığımız işin hâlâ bir anlamı var mı?”
Kısa cevap: Evet, hem de her zamankinden fazla.
Uzun cevap ise biraz daha cesaret, biraz daha emek ve çokça insanlık gerektiriyor.
Yapay zekâ bugün bir afiş üretebilir, bir logo çizebilir, hatta bir kampanya fikri bile önerebilir.
Ama hâlâ bir şeyi yapamaz:
Bir fikrin neden önemli olduğunu hissedemez.
Bir görselin arkasındaki hikâyeyi gerçekten yaşayamaz.
Bir tasarımın bir insanın hayatına, duygusuna ya da hafızasına nasıl dokunduğunu anlayamaz.
Tasarım, sadece ortaya çıkan görsel değildir.
Tasarım; gözlem, hata, deneme, vazgeçme, yeniden başlama ve sonunda “işte bu” deme cesaretidir.
Bu sürecin kendisi, yapay zekânın değil, insanın alanıdır.
Öğrenci olmak bazen şunu hissettirir:
“Zaten her şey yapılmış, ben ne katabilirim ki?”
Ama gerçek şu ki, dünya hiçbir zaman senin gözünden bakmadı.
Senin büyüdüğün sokaktan, dinlediğin müzikten, yaşadığın hayal kırıklıklarından, sevdiğin renklerden geçen bir tasarım dili henüz yok.
Ve bunu üretebilecek tek şey: sensin.
Ben de bir tasarımcı ve bir eğitmen olarak şunu çok net söyleyebilirim:
Yapay zekâ bizi gereksiz kılmıyor.
Bizi daha çok düşünmeye, daha çok sorgulamaya ve daha özgün olmaya zorluyor.
Artık sadece “güzel” yetmiyor.
“Anlamlı”, “dürüst” ve “bağ kuran” tasarımlar gerekiyor.
Belki de bu yüzden bugün grafik tasarım, teknik bir beceriden çok daha fazlası.
Bir bakış açısı meselesi.
Bir duruş meselesi.
Dünyaya nasıl baktığını anlatma biçimi.
Evet, yapay zekâ var.
Ve evet, hayatımızda kalacak.
Ama tasarım hâlâ şuna ihtiyaç duyuyor:
Birinin bir şeyleri gerçekten umursamasına.
Bir afişi sadece doldurmak için değil, bir şey anlatmak için yapan…
Bir logoyu sadece “olsun diye” değil, bir kimliği temsil etsin diye çizen…
Bir projeyi not için değil, kendine saygı için tamamlayan insanlar.
Eğer bugün bilgisayarın başında “benim yaptığımın bir değeri var mı” diye düşünüyorsan,
şunu hatırla:
Değer, araçta değil, niyettedir.
Ve niyet hâlâ insana aittir.
O yüzden üretmeye devam et.
Çiz, boz, tekrar dene, sor, eleştir, vazgeçme.
Çünkü yapay zekâ çağında en kıymetli şey artık hız değil,
samimiyet ve özgünlüktür.
Ve bunların kopyası yok.